Anayasa Mahkemesi, ateşli silahla yaralanan mağdurun şüpheli hakkındaki kamu davasının olaydan on yıldan fazla sonra açılabilmesi ve yargılamanın neredeyse on üç yıl sürmesi nedeniyle yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verdi ve 200.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti. Karar 4 Kasım 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı (B. No: 2021/8412).
Etkili Soruşturma Kararında Temel Bilgiler
- İhlal edilen hak: Yaşam hakkının usul boyutu (Anayasa m. 17)
- Olay: 27/10/2013’te restoranda silahlı çatışmada ağız bölgesinden ateşli silahla yaralanma
- Kamu davası: Olaydan yaklaşık on yıl dört ay sonra, 14/3/2024’te açıldı
- Karar: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2021/8412, 18/6/2026 (R.G. 4/11/2026 – 33420)
- Sonuç: İhlal; net 200.000 TL manevi tazminat; maddi tazminat talebi reddedildi
Olayın Seyri
27/10/2013 günü, başvurucunun müzisyen olarak çalıştığı bir restoranda iki kişi arasında silahlı çatışma yaşandı. Başvurucu ağız bölgesinden ateşli silahla yaralandı. Çatışmada restoran sahibi (Z.A.) ile H.C. de yaralandı; H.C. hastanede hayatını kaybetti.
Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı resen soruşturma başlattı. Başsavcılık, başvurucuyu yaralayan merminin H.C.’nin silahından çıktığı gerekçesiyle ve şüpheli öldüğü için başvurucunun yaralanması bakımından takipsizlik kararı verdi. Başvurucu, kendisini vuranın Z.A. olduğunu ileri sürerek karara itiraz etti; itiraz reddedildi.
Soruşturmanın Yıllara Yayılan Seyri
Ölen H.C.’nin yakınları ile restoran sahibi arasındaki kamu davasında başvurucu tanık olarak dinlendi ve kendisini ilk atışta vuranın restoran sahibi olduğunu söyledi. Mahkeme, 31/3/2017’de bu yönde ihbarda bulunulmasına karar verdi; başvurucunun yaralanması bakımından Z.A. hakkında soruşturma ancak 25/4/2017’de başlatıldı.
Soruşturma sonunda 14/3/2024’te, yani olaydan yaklaşık on yıl dört ay sonra, Z.A. hakkında başvurucunun yaralanmasına ilişkin kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kamu davası açıldı. Yargılama sonunda mahkeme 24/6/2025’te Z.A.’yı olası kast ile kasten yaralama suçundan (TCK m. 86 kapsamında) 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezasına mahkûm etti. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Ceza Dairesi 20/5/2026’da cezayı 3 yıl 4 ay hapis olarak belirledi.
Ölümle Sonuçlanmayan Yaralamada Yaşam Hakkı
Mahkeme önce başvurunun yaşam hakkı kapsamında incelenebilir olduğunu belirtti: ateşli silahla ağız bölgesinden yaralanma, isabet nahiyesi ve yaralanmanın boyutu birlikte değerlendirildi. Raporlarda yaralanmanın hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkilediği, organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflamasına ve yüzde sabit ize yol açtığı belirtilmişti.
Anayasa’nın 17. maddesinden doğan etkili soruşturma yükümlülüğü; soruşturma makamlarının resen harekete geçmesini, delillerin toplanmasını, soruşturmanın makul bir özen ve süratle yürütülmesini gerektiriyor. Bu bir sonuç değil süreç yükümlülüğü: devlet her şüpheliyi mahkûm etmek zorunda değil, ancak soruşturmayı yeterli özenle ve gecikmeden yürütmelidir. Kararda ayrıca Anayasa’nın 5. maddesindeki devletin temel amaç ve görevlerine de atıf yapılmıştır.
Mahkemenin Tespit Ettiği Eksiklikler
- Başvurucu, kendisini yaralayan merminin Z.A.’nın silahından çıktığının kamera kayıtlarının incelenmesiyle anlaşılabileceğini söylemesine rağmen, restoranın güvenlik kamerası görüntülerinin soruşturma aşamasında incelendiğine dair bir bilgiye ulaşılamadı.
- Mahkemenin ihbarından sonra bile kamu davası açılması için yaklaşık yedi yıl geçti.
- Fail tespit edilip cezalandırılmış olsa da kamu davası olaydan on yıldan fazla sonra açıldı ve yargılama neredeyse on üç yıl sürdü.
Mahkeme bu gecikmeler nedeniyle yargısal sürecin Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği şekilde etkili olmadığı sonucuna vardı. Anayasa Mahkemesi, sanığın suçlu ya da suçsuz olduğuna karar vermediğini, incelediği hususun devletin 17. madde kapsamındaki sorumluluğu olduğunu da açıkça belirtti.
Karar ve Sonuçları
- Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verildi.
- Başvurucunun 400.000 TL maddi ve 200.000 TL manevi tazminat talebinden net 200.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmedildi; maddi zarar ile ihlal arasında illiyet bağı gösterilemediği için maddi tazminat talebi reddedildi.
- İhlal gerekçesi dikkate alındığında yeniden yargılamada hukuki yarar bulunmadığından yeniden yargılamaya hükmedilmedi.
- Başvurucuya 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama gideri ödenecek.
Mağdurlar İçin Ne Anlama Geliyor?
Karar, ölümle sonuçlanmasa da ağır yaralanma olaylarında devletin etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünün bulunduğunu; olay yerinde elde edilen deliller (somut olayda güvenlik kamerası görüntüleri) ile bu delillerin değerlendirilmesinin gecikmeksizin ve eksiksiz yapılması gerektiğini göstermektedir. Soruşturma ve kovuşturmanın uzaması hâlinde mağdurlar, kanun yollarını ve başvuru sürelerini dikkate alarak hukuki destek almalıdır.
İlgili Yargı Kararı
Silahla Yaralama Olayında Etkili Soruşturma Yapılmaması: Yaşam Hakkı İhlali
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm · 18.06.2026 · B. No: 2021/8412
Ateşli silahla yaralanan başvurucu bakımından kamu davasının olaydan on yıldan fazla sonra açılması nedeniyle yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ve 200.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildi.
Asıl nüshayı görüntüle (PDF)Sık Sorulan Sorular
Ölümle sonuçlanmayan silahla yaralama olaylarında yaşam hakkı ihlali olabilir mi?
Anayasa Mahkemesi, ölüm gerçekleşmese bile bazı hâllerde başvurunun yaşam hakkı çerçevesinde incelenebileceğini; yaralanmanın boyutu, isabet nahiyesi ve kullanılan gücün türü gibi unsurların birlikte değerlendirildiğini belirtmiştir. Somut olayda ateşli silahla ağız bölgesinden yaralanma yaşam hakkı kapsamında incelenmiştir.
Etkili soruşturma yükümlülüğü nedir?
Devletin, yaşam hakkına yönelik ihlallerde resen harekete geçerek delilleri toplamasını, soruşturmayı makul özen ve süratle yürütmesini ve sonuçlarını gereken ölçüde kamu denetimine açık tutmasını gerektiren yükümlülüktür. Bu bir sonuç değil, süreç yükümlülüğüdür.
Anayasa Mahkemesi kaç lira tazminata hükmetti?
Başvurucunun 400.000 TL maddi ve 200.000 TL manevi tazminat talebinden net 200.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiş, maddi tazminat talebi illiyet bağı gösterilemediği için reddedilmiştir.
Anayasa Mahkemesi sanığın suçlu olduğuna karar verdi mi?
Hayır. Mahkeme, bireysel başvuruda şüpheli ya da sanığın suçlu veya suçsuz olduğuna karar vermenin kendi görevi olmadığını, incelediği konunun devletin Anayasa’nın 17. maddesi kapsamındaki sorumluluğu olduğunu açıkça belirtmiştir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut bir dosya için hukuki görüş veya danışmanlık yerine geçmez.